"> KOCAYUSUF - KOMİNİZM FELSEFESİ OKUYAN RUS DR. NA - | Bloguez.com
 

KOMİNİZM FELSEFESİ OKUYAN RUS DR. NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

Added 5/5/2009

B76223437xp7-2.gif

 

KOMİNİZM FELSEFESİ VE SİYASETİ OKUYAN RUS DR. NASIL

MÜSLÜMAN OLDU?

 

— Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Ali Bulisin, komünizm felsefesi ve siyaseti dalında doktora yaptım. Her ne kadar Sovyetler döneminde, üniversitede felsefe öğretmenliği yaptımsa da hiçbir zaman materyalist felsefeyi tam anlamıyla kabul edemedim. Marks’
ın dünya görüşleri, benim için her zaman eleştirilecek yönleri bulunan ve yanlışı çok olan bir düşünce sistemiydi. Bana göre bu âlemin yaratıcısı olmalıydı, kendiliğinden oluştuğuna inanmıyordum, bu yüzden Hıristiyanlığı araştırdım ve bir keşişin yanına giderek Hıristiyan oldum. Sovyetler birliği dağıldıktan sonra milletvekili adayı oldum ve seçildim, dört yıl meclis başkanlığı yardımcılığını yaptım.

— Rusya parlamentosundaki göreviniz neydi?

Parlamentoda dinler komisyonu başkanıydım, dinlere özgürlük tanıyan kanun maddesini hazırladım ve yasallaştı, böylece her din istediği gibi merasimlerini yapmaya başladı.

— Hıristiyanlıktan dönerek Müslüman olmanızın nedeni nedir?

Parlamentodaki görev sürem bittikten sonra, yine kiliseye dönerek Hıristiyanlık hakkında daha geniş araştırmalar yapmaya başladım, özellikle doğu ve batı tüm Hıristiyan mezheplerini araştırdım. Hz. İsa hakkında ki çok farklı ve tuhaf inanışların bulunduğunu gördüm, biraz daha araştırınca Hz. İsa'nın Tanrı olması ve üç Tanrı’ya inanmanın mantıklı olmadığını anladım. Aklımın kabul ettiği tek bir yaratıcının olması gerektiğiydi, bu yüzden yavaş yavaş Hıristiyanlıktan uzaklaştım ve günümüz Hıristiyanlığının doğru olmadığı inancına vardım. Hıristiyanlığı artık inkâr etmiştim ve bir dinim yoktu, fakat muvahhittim, tek bir ilaha inanmaktaydım.

— Yani bu süre zarfında Hıristiyanlığı bırakmıştınız, tek Allah’a inanıyordunuz, ama yinede Müslüman değildiniz?

Ben o zamanlar dünyada tek Allah’a inanan bir dinin bulunduğunu bilmiyordum, İslam hakkında fazla bir araştırmam yoktu, hiçbir kitap okumamıştım, Kuran’
ı
n Rusça tercümesini okuyordum fakat anlaşılır gibi değildi, doğru çevrilmemişti. Bir gün televizyonda İslam dini ve onun inançlarını tanıtan bir program yayınlandı, o programda Müslümanların tek bir Allah’a inandıkları söylendi, bu benim çok ilgimi çekmişti. Bu sözler aklımı örten tüm perdeleri bir kenara iterek, İslamiyet’i seçmeme neden oldu. Bütün bunlardan sonra bir makale yazarak Müslüman olduğumu açıkladım, dergi elime geçtiğinde ve ben makalemi okuduğumda içimde tarif edilmez büyük bir sevinç duydum.

— Yazmış olduğunuz makalenin halk üzerindeki etkisi nasıl oldu?

Bu makale çok ses getirdi, yıllarca kilisede araştırmalar yapmam, önemli bir konuma sahip olmam ve dinler komisyonu başkanı olmam hasebiyle büyük bir yankı uyandırdı. Bütün televizyon kanalları ve gazeteler benimle röportaj yapmaya çalışıyor, hemen hemen tüm medyada hakkımda haberler yayınlanıyordu. Bazıları beni savunmakta ve bazıları hakaretler ederek din değiştirmeme karşı çıkmaktaydılar. Böylelikle, sırf Müslüman olmam sebebiyle bir anlamda İslam’
ı
tebliğ ediyordum, bir kanal beni davet etti ve iki yıl boyunca televizyonda İslamiyet’i anlattım. Ortodoks kilisesi hakkımda bildiri yayınlayarak beni ve benden sonra gelecek yedi neslimi lanetledi, bütün akrabalarımı toplayarak benimle ilişkilerini kesmelerini söyledi.

— Bir makale yayınladınız ve onunla Müslüman olduğunuzu açıkladınız, sonrasında İslam’
ı
anlatmaya ve yaymaya çalıştınız, peki İslamiyet'i ne kadar biliyordunuz?

Aslında İslamiyet hakkında hiçbir şey bilmiyordum, Müslüman olmamın tek sebebi, İslamiyet’teki tevhit inancıydı. Hatta İslam’
ı
n en belirgin emirlerinden biri olan oruç tutmayı dahi bilmiyordum, o zamana kadar hiçbir Müslüman’la konuşmamış, hiçbir İslami kitap okumamıştım. Dediğim gibi, aklımın kabul ettiği ve ulaştığım en önemli inanç meselesini yani tek Allah’a inanmayı İslam’da bulduğum için Müslüman oldum. Ondan sonra İslam’ı daha fazla derinlemesine araştırmaya, bu hususta yazılan kitapları okumaya ve inanç temellerini öğrenmeye başladım.

— Birazda yazmış olduğunuz kitaplardan bahseder misiniz?

İlk yazdığım ve içinde nasıl ve niçin Müslüman olduğumu anlattığım kitabın adı “Allah’a Giden Doğru Yol”dur. Bu kitap defalarca basıldı ve abartısız birçok kimsenin bu kitabı okuyarak Müslüman olduğunu söyleye bilirim. İkinci kitabım “Şirkin Başlangıçları” adı altında yayınlandı, bu kitapta felsefi açıdan tevhit inancının doğruluğu ve şirkin batıllığını inceleyip, ispatlamaya çalıştım. Bu kitabım daha çok yüksek öğrenim seviyesindeki okuyucular içindir. Üçüncü ve son olarak ta “Yeni Bir Müslüman’
ı
n Gözüyle İncil” adlı eseri kaleme aldım, kitapta çok saygılı ve mantıklı bir şekilde incili eleştirip, Hıristiyan âlimlerinin düşüncelerini aktardım.

— Kitap yazıp, yayınlamaktan başka faaliyetleriniz var mı?

Şuanda Moskova’da bulunan “doğru yol” adlı bir İslami kültür merkezinin başkanlığını yapmaktayım. Burada İslamiyet’i anlatıp, yaymakta ve Müslüman olmak isteyenlere yardımcı olmaktayız. Ayrıca Rusya baş müftüsünün dinler hakkında yardımcılığını yapmaktayım.

— Rusya’da yeni Müslüman olanların ne gibi sorunları bulunmaktadır?

En büyük sıkıntıları kendi aileleri, akrabaları ve arkadaşlarıyla ilişkilerinin kesilmesi ve Rus olmayan ( Çeçenler, Tatarlar, Dağıstanlılar gibi)Müslümanlarla dostluk kurmaya çalışmalarıdır. Bu da çok zor, çünkü taklitçi bazı Müslümanlar, Ruslara hiç de iyi bakmamaktadırlar; Rusları zalim, sürekli sorun çıkaran, insanların özgürlüğünü kısıtlayan bir millet olarak görmekteler, bu yüzden hiç iyi davranmıyorlar. Hatta bazen camilerine girip ,onlarla namaz kılmalarına bile izin vermiyorlar.

Sadece Moskova’da 10 binden fazla Müslüman olmasına rağmen, Maalesef şimdiye kadar bunların toplana bileceği bir yer açamadık ve bu sayı her gün çoğalmaktadır.

— Rusları İslam’a davet etmekle ilgili tecrübelerinizi anlatırmısınız?

Rusların çoğunun inançları sadece hurafeden ibaret, Hıristiyanlığı çok az bir şekilde, sadece televizyon, film ve romanlardan öğrenmişler, Hz. İsa'yı yalnızca dramatik yaşamıyla tanımışlar. Bu yüzden onları İslam’a çekmek için öncelikle Hz. İsa'nın gerçek şahsiyetini ve sonrasında diğer peygamberleri tanıtmak gerekiyor. Hz. İsa hakkında yazılan kitaplar genellikle birçok çelişki ve aklın kabul etmeyeceği konularla dolu, fakat İslam’
ı
n tanıttığı Hz. İsa tamamen akla uygundur ve içinde hiçbir şekilde uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Sonrasında İslam’
ı
n kaba kuvvet dini olmadığını, aksine barış ve sevgi dini olduğunu anlatmalıyız, böylece radikal Hıristiyanların İslam hakkında söylediklerinin doğru olmadığını bileceklerdir. Bununla birlikte Allah’a ortak koşmanın ne olduğunu ve yaratıcının tek olduğunu ispatlamalıyız, bundan sonrası kendi insaflarına kalmıştır.

— Üzerinde sürekli düşündüğünüz ve başarmaya çalıştığınız en önemli mesele nedir?

Rusların kültür ve akıllarını İslam’a yakınlaştırmaya çalışıyorum, Tolstoy gibi birçok Rus edebiyatçısının İslam hakkındaki olumlu düşüncelerini onlara ulaştırmak istiyorum, bunun içinde Kuran’
ı
kerime Rusça edebi bir tefsir yazmaya çalışıyorum.

Mucteme Dergisi

Tags : KOCAYUSUF
Category : Not specified | Comments (0) | Write a comment |

Müslüman olan Siyonist

Added 5/5/2009

 m_sl_man_olan_siyonist[1].jpg

 

Müslüman olan Siyonist

 

 

"Müslüman olduktan sonra çevrem ve arkadaşlarım tarafından büyük bir baskıya maruz kaldım"

Güzel, ahlak beni Allaha ulaştırdı.

Mihail Cerobesky yahut şimdiki adıyla Muhammed Mehdi, bu cümleleriyle Müslüman olup, yeniden Allah’a dönmesini açıklıyor. O,bulunduğu Yahudi mahallesinde Müslümanlara karşı büyük nefretiyle tanınmaktaydı. Kendisine,1994 yılında Aksa camisinde onlarca Müslüman’
ı öldüren Baruh Kuldeshtan’ı örnek almıştı, tek amacı onun gibi Müslümanlara karşı savaşmaktı.

İslamiyet'i seçme öyküsü, İbranice yayınlanan “Meariv” dergisinde şöyle anlatılmaktadır:

33 yaşında ki Muhammed Mehdi, Azerbaycan’
ı
n tanınmış Yahudi ailelerinden birinde doğup büyüdü.1993 yılında, Yahudileri İsrail’e yerleştirme çalışmaları neticesinde, o da aşırı Siyonistlerin yaşadığı Kerya Arba kasabasına yerleştirildi. Bir spor salonu açarak çalışmaya başladı ve o bölgenin aktif Yahudilerinden oldu. Kendisi şöyle diyor:

Azerbaycan’da ve İsrail’e yerleştikten sonra Müslümanlara ve Araplara karşı büyük bir nefretle büyüdüm, Müslümanlara karşı olan bütün çalışmalara katılıp, onlarla savaşmak istiyordum.

Kendime bombalar bağlayarak, el-Halil şehrindeki camilerin birine gitmek ve Kuldeshtan’
ı
n yaptığı gibi bende burada namaz kılan Müslümanları intihar saldırısıyla öldürmek niyetindeydim.

Müslüman
olmadan önce bulunduğum bölgenin ileri gelenleriyle görüşerek onlara şöyle diyordum: sizler evlerinizin duvarlarına “kahrolsun Araplar” yazmakla onlar yok olmayacaktır, gerçekten onların yok olmasını istiyorsanız el ele vererek hep birlikte yok etmeliyiz. Eğer dediklerinizde gerçekçiyseniz, gelin hep birlikte el-Halile gidip orada bulunan bütün Müslümanları öldürelim.

Müslüman Bir Genç Vasıtasıyla İslamiyet’i Seçiş

Muhammed Mehdi sözlerine şöyle devam ediyor: Her ne kadar koyu bir Siyonist ve Araplardan nefret eden biri idiysemde , yine de inancımda çok kuşkum vardı. Her şey, özelliklede varlık gerçeği bana çok boş geliyordu, bazen hahamlara sorular yöneltiyordum ama beni ikna edecek cevaplar alamıyordum. Dinler ve özelliklede İslam hakkındaki kuşkularıma bir türlü cevap bulamıyordum. İslam ve İslam peygamberi hakkında ne zaman konuşsak mantıklı cevaplar vereceklerine, sadece küfür ve hakaret etmekteydiler.

İşte tam o zamanlar el-Halil şehrinde arabamı tamir etmek için gelen Velit adlı bir gençle tanıştım, Müslüman olduğunu bilmiyordum, daha sonra Müslüman olduğunu öğrendiğimde silahımı çekerek onu öldürmek istedim. Fakat o çok soğukkanlı ve sakin bir şekilde beni konuşmaya ve sorunlarımızı tartışarak çözümlemeye davet etti. Güler yüzlü ve çok güzel ahlaklı biriydi, beni etkilemişti, silahımı bırakarak onunla konuşmaya başladım. Aslında bu konuşma benim iki yıl sonra tüm hayatımın değişmesine neden oldu.

Velit'le aramızda geçen konuşmadan sonra iki yıl boyunca İslam dinini araştırdım, kitaplar okudum ve birkaç Arapça sözlük alarak Arapçamı geliştirdim. Böylece İslamiyet’i asıl kaynağından rahatça öğrenebildim.

Daha sonra Velit'ten bana nasıl namaz kılındığını öğretmesini istedim ve namaz kılmayı öğrendim. Namaz kılarken gönlümü tarif edilmez bir huzur ve mutluluk kapladı, sanki hakikat okyanusunda yüzüyordum. En sonunda “Eşhedu enla ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh” diyerek Müslüman oldum.

Müslüman olduktan sonra çevrem ve arkadaşlarım tarafından büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldım, öyle ki neredeyse beni öldüreceklerdi. Bende bu yüzden İsrail’i terk ederek Azerbaycan’a geri döndüm. Fakat ailemde, onlardan daha çok baskı yapmaya başladı, oğullarının Müslüman olmasını bir türlü kabullenemiyorlardı. Azerbaycan’dan da ayrılmak zorundaydım ama bu sefer İsrail’e değil Filistin’e gittim ve Kudüs yakınlarındaki bir köye yerleştim.

Şimdi çok istediğim birkaç arzum var: öncelikle Yahudi adımın değiştirilmesini istiyorum, çünkü eğer hacca Mihail adıyla gidersem Yahudi diye belki de beni bırakmayacaklar. Sonra çocuklarımın İslami okullarda eğitim görmesini ve Kuran hafızı olmalarını istiyorum. Son olarak ta en büyük arzum, Kudüs’ün yeniden Müslümanların olması ve Mescid’ül Aksa’da namaz kılmaktır.

Ayende-i Ruşen

Tags : KOCAYUSUF
Category : Not specified | Comments (0) | Write a comment |

ORTODOKS RAHİBİ VLADİSLAV SOHİN:"TEK DİN İSLAMDIR"

Added 5/5/2009

papaz3040.jpg

 

ORTODOKS RAHİBİ VLADİSLAV SOHİN:"TEK DİN İSLAMDIR"

 

Vladislav Sohin yıllarca Ortodoks rahipliği yaptı. Ancak o sürekli hakikatı aradı. sonucunda ise İsa (a.s)'ın getirmiş olduğu 'Tevhid inancı'nın, İslam'da yaşadığını gördü.

-Vladislav, neden hayatınızı Ortodoks kilisesine adadınız, ve sonrasında da sizi Hristiyanlıkta hayal kırıklığına uğratan ne oldu?

-Ben mabede bilinçli bir şekilde geldim. Çocuklukta ise 'haç suyuna' salınmıştım. Dinle, insanların neden Allah'a inanması, Rusya'nın neden Ortodoks olması meseleleri ile ilgilenmeye başladım. Doğal olarak da bunun sonucunda ilahiyat eğitimi almağa karar verdim. Dini okuldan mezun olduktan sonra din akademisinde de eğitimimi devam ettirdim ve oradan da mezun oldum. Dini okuldaki hocaların diliyle söylersek, laik çevrede de eğitim aldım, Kursk Devlet Üniversitesi'nin İlahiyat fakültesinde dört yıl eğitim aldım. Bütün bu zaman zarfında hep 'Hakikat'ın arayışında idim.
Ortodoks kilisesinde rahip olarak görev yaptığım tahminen altı yıl içinde ise olumlu şeylerle beraber çok sayıda olumsuz şeye de şahit oldum. Ancak dışarıdaki hiç bir şeyin, insan üzerinde kontrolü sağlayamayacağına karar verdim. Çünkü her yerde insanlar vardır ve onların zayıflıkları dolayısıyla da olumsuzlukla yaşanmaktadır. Bunlar, medyaya yansıdığından kat be kat fazladır. Onları dikkate almamaya çalıştım. Çünkü din her ne kadar içinde dış faktörler bulunsa da netice itibariyle batınî bir sezgidir. Ancak zamanla beni batınî, dogmatik sorunlar, rahatsız etmeye başladı. Birkaç yıl Kursk Dini Okulu'nda çalıştım. Orada Hıristiyan Kiliseleri Tarihi dersi veriyordum. Kiliselerin dogmatik tarihini incelediğim zaman, sorularımın sayısı hızla artmağa başladı.

Teslis düşüncesinin nereden çıktığı, önceleri kilisede bulunmayan şimdiki giyim kuşamın nasıl olup da mevcut olduğuna dair düşünmeye başladım.
Ortodoks ruhban okullarında da okutulan kitaplarda sorularımın bir çoğuna cevap bulabildim. Kendi kendime şöyle bir sonuca vardım ki, insanın kendisi için tercih edebileceği tek inanç, 'Tek bir Allah'a inanmaktır. Geride kalanlar ise, sonradan çıkarılan uydurmalardır.

- Yani, Hıristiyanlıktan uzaklaşmanın esas sebebi İncil'de mevcut olan Tevhid inancına ters olan inanış mıydı?

Ben kutsal kitabı derinlemesine incelemeye başladım. Hatta Yeni Ahid'in kendisinde bile birçok zıtlıkların mevcut olduğunu gördüm. Ancak Hıristiyanların kendileri elbette ki, Evangeliya'nın birinci harfinden Matfey'e, oradan da Apokalipsis'e kadar tüm kutsal metnin muhafaza edilmiş olduğuna ve bunun da mutlak hakikat olduğuna, metinde her hangi bir değişiklik olamayacağına inanmaktalar.
Ancak onların bu iddiasına rağmen, modern araştırmalarda, kutsal metine sonradan ilaveler yapıldığı, Yeni Ahid'in birçok bölümünün tek bir müellifinin olmadığı ve kadim kilisede bugün kutsal sayılan birçok kitabın kati bir şekilde kabul görmediği ortaya çıktı.
Aziz Paul'ün kitabı kabul görmediği gibi Aziz Peter'ın da onunla tartışmaları bulunmaktaydı. Aziz Peter, Aziz Paul'ün Hristiyanlık görüşünü kabul etmiyordu. Çok sonralar Paul’un kutsal kitabı Hıristiyan kiliselerinin resmi doktrini olarak kabul gördü.

- Sizi Tevhid inancına, İslam'ın götüreceği düşüncesine nasıl geldiniz?

İlk defa İslami edebiyat ile karşılaştığımda, yazılanların yanlış olduğunu düşündüm. İnsanların bu dinde ne bulduğunu anlamadım. Ben Kursk’ta doğdum ve hayatımın önemli bir kısmını da orada yaşadım. Şehirde cami bulunmuyordu ve hayatımda hiç müslüman'la da karşılaşmamıştım. Dolayısıyla da önceleri, yani İlahiyat Fakültesi'nde okuduğum zaman, İslam hakkında genel bilgilerin bulunduğu kitapları okumaya başladım.

Sonralar ise seyahat etmeye başladım ve ilk seyahat ettiğim ülke de İran'dı. Şok olmuştum, insanlar burada ne kadar da, temiz bir hayat yaşamaktaydı. Ne uyuşturucu vardı, ne de alkol. Sonraları, yani insanlarla konuştuktan, onların inançlarını öğrenmeğe başladıktan sonra, mukaddes İslam beldelerini ziyaret ettim, Kuran'ı okudum ve İslam'ı derinlemesine incelemeye başladım. Bu arada çeşitli İslam âlimleri ile yazıştım, onlara beni ilgilendiren sorular yönelttim. Nihayet İslam'ın tek ve hakiki tevhid dini olduğuna karar verdim.
Elbette ki Müslümanların hem olumlu hem de olumsuz tavırlarına şahit oldum. Savaş sonrası Kosova'da bulundum ve müslüman olduklarını iddia eden insanların, neler yaptıklarını gördüm. Dağıtılmış mabetleri gezdim ve birçok belgeler topladın. İnsanların sadece olarak siyasi hedeflerini gerçekleştirmek için dini kullandıklarını gördüm.

- Etrafınızdaki Ortodokslar, sizin İslam'ı tercih etmenize nasıl tepki verdi?

Muhakkak ki onlar hemen beni ikna etmeye, "tedavi" etmeye ve "kurtarmaya" çalıştılar... Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim ki, arkadaşlarım bir müddettir, İslam'ı öğrenmeye çalıştığımı biliyorlardı. Kimse bu durumu ciddi kabul etmiyor hatta benimle alay ediyorlardı. Kararımı öğrendiklerinde ise şok oldular. Onlara, "artık Rus Ortodoks Kilisesi'nin rahibi olmadığımı ve objektif, doğal süreç sonucunda bu karara geldiğimi" söylediğimde, onlar: "Ne yaparsan yap ama sakın İslam’
ı kabul etme" diyorlardı.
Ancak insan dini inancı olmadan yaşayamaz, çünkü o, maneviyatsız bir varlık olamaz. İslam'ı kabul etmek, bir dini başka dine tercih etmek değil, Tevhid akidesine geri dönüştü.

-Sizin aileniz tercihinizi nasıl kabul etti? Yakınlarınız bu duruma şaşırdı mı?

Elbette ki öyle oldu. Çünkü hepimiz Rusya'da dünyaya gelmişiz ve burada birçoklarının da belirttiği gibi Ortodoks akidesi hâkimdir. Muhakkak ki rahip ailesinin Ortodoks geleneği daha fazla muhafaza etmesi gerekiyor. Ancak derinlemesine düşündüğün zaman şu kanaate varıyorsun ki, her insanın kendi yolu vardır.
Doğal olarak, ailem de,müslüman olduğumu duyduklarında, olumlu karşılamadılar. Hatta bunu düşmanca karşıladıklarını da söyleyebilirim. Ancak inşaallah zaman, her şeyi tedavi eder.
Çoğu zaman hiç İncil okumayan insanlar, hatta dini inançları olmayanlar dahi, bir Rusun İslam'ı kabul ettiğini öğrendiğinde hayrete düşüyor: "Nasıl olur, biz hepimiz Ortodoksuz" diyorlar.
Böyle konuşan insanların, İslam hakkında ön kabulleri vardır. Bunun sebebi ise medyadır. Medyada, İslam, terör ve taciz dini olarak tanıtılıyor. Aslında hiç de öyle değildir. İslam barış dinidir ve Yüce Varlığa ibadet etme dinidir. İnşaallah yavaş yavaş, insanlar alışmağa başlarlar. Sadece, kimseyle münakaşaya girmemek gerekiyor.

Şayet bu insanlar İslam'ın Tatar ve Arapların dini olduğunu iddia ediyorlarsa o zaman aynı mantıkla Hıristiyanlığın da Yahudi ve Yunanlıların dini olduğunu iddia edebiliriz. O zaman Rusya için de hakiki din Rusça olmuş olur. Çünkü biz şu anda Bizans kültürünü yaşamaktayız.

Ben dinin evrensel olduğuna inanıyorum. Arapların, Yunanlıların ya da Rusların kendilerine özgü dinleri yoktur. Din olarak sadece 'Bir Allah'a inanmak vardır ve her bir insan 'Hakikat'i bulmaya çalışıyor. Şayet birisi Rusya'da dünyaya geldiyse onun Ortodoks olması gerekmiyor.

-Bu gün Ortodokslar arasında İslam dini nasıl kabul görmektedir, yani hakim olan görüş nedir?

Çeşitli Hıristiyan dualarında "Muhammedi inanç taşıyanların lanetlerinden korunmak için" özel dualar dahi vardır. Bence bununla her şeyi anlamak mümkündür. Ortodoks çevresinde İslam küfür sayılmaktadır, çünkü teslis'e inanma, 'İlahi Ana'ya inanma, İsa'nın Allah olduğuna inanma gibi, Hıristiyanlığın esas dogmalarını inkar etmektedir.
Şayet bir Ortodoks Müslümanların çoğunlukta yaşadığı bir bölgede dünyaya gelmişse, o zaman Müslümanlarla günlük hayatlarında normal ilişkileri olacaktır. Ancak bir Rus, İslam'ı kabul ederse o zaman tabii olarak, ona karşı düşmanca tavır sergilenecektir. Ancak maalesef şimdilik ne cemiyet ne de medya İslam'a karşı olumlu düşünceyi yansıtmamaktadır.

- Sizce günümüz Rusya Ortodoks Kilisesi'nde ortaya çıkan hangi olumsuz meseleler, insanların zayıf karakterinden kaynaklanan tahrik edilme ve sistemin kötülüğünden değil, Ortodoks düşüncenin kendisinden kaynaklanmaktadır?

Birincisi, rahipliğin kendisi kâhinliktir. Ancak ilk bakıldığında, rahibin bir öncül olduğunu yani insanların önünde dua okuyan birisi olduğunu görüyoruz. Bir zamanlar rahip yüzünü insanlara çevirir ve şöyle derdi: "Allah'a dua edelim". Şimdi ise o insanlara sırtını çevirdi, ikonastas duvarları arkasına saklandı ve insanlardan o kadar uzaklaştı ki artık ona kimse yaklaşamıyor.
Aynı zamanda şöyle bir durum da ortaya çıkarıldı. Sanki liturgiya'nın manası sadece "gizli" dualar okuyan rahiplerce bilinebilir. Tüm bunlar her ne kadar kilisenin dâhili sorunu sayılsa da hiç de normal durum değildir.
Bu tür kusurlar çoktur. Örneğin ruhban lisesinde okuyan birisine şöyle deniyor: "Beş Kitabı Musa yazdı, Yahudilere Gönderişi ise Aziz Paul yazdı."
Bu seviye geçildikten sonra ise yani dini akademide (başka bir yüksek eğitim müessesesi de ola bilir) eğitim almağa başlandığında ise ona şöyle anlatmağa başlıyorlar: "Beş Kitabın metni sonradan yazılmıştır, Yahudiler Babil Esareti'nden sonra Tevrat'ı kaybettiler ve sonradan onu hafızalarında kaldığı şekliyle yazdılar."
İncil'de çok sayıda birbirine zıt fikir bulunmaktadır. Varlık Kitabı'nın birinci bölümünde Allah'ın önce hayvanları, sonra ise insanları yarattığı yazılıyor. İkinci bölümünde ise önce insanları sonra hayvanları yarattığı yazılıyor.
Aziz Paul'ün Yahudilere Gönderişleri, birçok Hristiyan dünyasında birçok kişi tarafından kabul edilmemiştir. Şimdilerde ise bu metnin onun tarafından yazılmadığı da sabit olmuştur.
Bize açık bir şekilde şöyle deniyordu: "Evet, bu böyledir, ancak siz sakın bunu ayinler sırasında söylemeyin. Ayine gelen insanlar sizi taşlayabilirler."
Bu söylediğim basit ve masum bir örnektir. Rusya Ortodoks Kilisesi'nin tüm kademelerinde bu tür ikili standartlar bulunmaktadır.

—Rusya Ortodoks Kilisesi'nin kendisi tarafından karanlık düşünceler üretiliyor mu ve onlar ne derecededir?

Dindarların bu tür durumda olmalarının sebebi rahiplerdir. Her ne kadar Ortodokslarda, kiliseye önderlik patrikler üzerinde olsa da, yine de Hıristiyanlık geleneğine ters eylemler gerçekleştiren "rahipler" bulunmaktadır. İnananlarda cahilliğin ve hurafelerin devam etmesi onların birçoğunun işlerine gelmektedir.
Kiliseye gelenlerin bazıları kutsal ataların kitaplarını hiçbir zaman okumamışlar ve düşünceleri antihrist, modern yaşlıların yazdıkları ile kirlenmiştir. Onlar kendilerine hak kazandırmanın yollarını arıyor, huzuru mucizelerde arıyorlar. Çoğu zaman rahipler de buna vesile oluyor.
Kiliseye gelenleri "kör" bırakmak eskiden uygulanan bir taktiktir ve işlerine yaramaktadır. Bildiğimiz gibi, Katolik Kilisesi tarihinde, rahipler ve rahip olmağa hazırlananlar dışında, hiç kimse, İncil'i dahi okuyamıyordu. İnsanları bu şekilde kontrol altında tutuyorlardı.

—Hıristiyanları İslam'a davet ettiğinizde, onlara İslam'ın hangi manevi değeri ile hitap ettiniz?

Her bir insanın tabii olarak, 'Alemin Yaratıcısının Bir' olduğunun bilincinde olması gerekiyor. Allah birdir ve prensip olarak Hıristiyanlar da bunu böyle derler. Ancak şunun kabul edilmesi gerekiyor ki, bütün dinlerde, zamanla bölünmeler oluyor.
Benim için İslam tam olarak Tevhid akidesine ters olan düşüncelerden kurtulma vesilesi oldu. İslam, 'Tek Allah'a inanma dinidir. Hiç bir insan ya da mahluk O'na eşdeğer olamaz.
İslam'da beni kendisine çeken şey müslüman'ın batını ve harici paklığı, temizliğidir. Maalesef Hıristiyanların çoğu bu özelliği taşımamaktadır. Şayet insanın harici temizse onun batını da temiz olacaktır. İslam'da sevdiğim şey, insanın kendi vücuduna, sağlığına ve çevreye olan ilişkisidir. Ben, uyuşturucu yayanlara, ölüm cezasını öngören şeriat kanunlarını tam olarak kabul ediyor ve destekliyorum.
Yaşadığımız dünyada eksiklikler, kanunsuzluklar ve para hakim güçtür. Bizim milletimizi muhafaza etmemiz gerekiyor. Rusya'nın ve bütün dünyanın kurtuluşunun İslam'da olduğunu düşünüyorum.

Bugün medyada İslam dünyası, olumsuz olarak tanıtılmaktadır. Ancak biz orada yaşayan insanların gerçekten temizliği, sağlığı – yalnızca kendilerinin değil gelecek nesillerin de – koruduğunu görüyoruz. Ancak bizim burada, Rusya'da akşam sokağa çıkıyorsun ve insanların bira kutuları ile sarhoş bir şekilde dolaştığını ya da uyuşturucu bağımlılığının hiçbir ahlakî kuralı gözetmeyen reklamlarını görüyorsun. Tüm bunlar milletimizin sonunu getirmektedir. Bu bakımdan ise İslam'ın büyük bir potansiyeli bulunmaktadır.

-Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki diyalog hangi düşünce üzerine ola bilir ve anlaşmazlığın temel sebebi, kökü nededir?

Diyalogun 'Tek Allah'a inanmak ve toplumumuzun sağlamlaştırılması üzerine kurulması gerekiyor. Ancak yine de anlaşmazlık gibi sorun olacaktır ve hiçbir dinlerarası toplantı ve görüşme bu sorunu çözemeyecektir. Elbette ki, bunlar hoş şeylerdir, ben kendim de, bazı toplantılara katıldım. Hıristiyanların kendi aralarında dogmatik meselelerde ortak bir dil bulunmadığından anlaşamadıklarını gördüm. Çünkü kimse geri adım atmak, kendi düşüncelerini değiştirmek, paradan ve yönetimden elini çekmek istemiyor. Adeta bu tür toplantılarda, dünyanın su ihtiyacının yetersiz olması gibi meseleler konuşuluyor. Everensel beşeri değerlerle örtüşen sosyal sorunlar doğrultusunda karşılıklı anlaşma sağlanabilir.
Ancak biz ilahiyatın ince meselelerini konuşmaya başlarsak o zaman şu olur; Hristiyanlar açısından Kuran-ı Kerim, başvurulması gereken bir kaynak değildir. Müslümanlara göre ise o kutsal bir kitaptır. Şayet birisi Kuran'dan diğeri de İncil'den örnekler getirmeğe başlasa o zaman da ortak bir şey bulunmayacaktır.

—Siz ümmetin içine dahil oldunuz. Sizi Rusya Müslümanlarında kendisine çeken şey ne oldu ve onlarda hangi gördüklerinizden hoşlanmadınız?

Beni olumsuz yönde şaşırtacak şeylerin mevcut olduğunu önceden biliyordum. Prensip itibariyle bu tüm dini toplulukların sorunudur. Her dini toplululuğun içerisinde kendine özgün tutuculuk ve zorluklar bulunmaktadır. Bunlardan kimse kaçamaz. Müslümanların mümin kardeşlerini gördüklerinde tebessüm etmeleri ve mutlu olmaları çok zevkli bir görüntüdür.
Günde beş kere kılınan namaz, Ortodokslarda okunan uzun dualardan farklılık arz etmektedir. İnsanlar dualar okunduğunda onları dinlemiyor ve kendileri de dua etmiyorlar. Mabede Allah'la konuşmak istediklerinden dolayı değil Pazar günü ya da önemli bir bayram günü olduğundan gidiyorlar. Namazda ise Allah'la kalben konuşuyorsun ve İslam'da dua etmek normal günlük konuşma şeklinde oluyor. Dua esnasında söylemek istediğin şeyleri söylüyorsun, her hangi bir önceden yazılan duaları okumak zorunda değilsin.
Hıristiyanların çoğu okudukları, duaların ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Bir rahip bana şöyle söylemişti: " Hatta rahiplerinin kendilerinin de büyük çoğunluğu duaları (Kilise Slavcasında olan duaları) doğru bir şekilde telaffuz edemiyorlar.

Kursk rahipleri arasında bir anket yapmıştım. Ayinlerde okunan esas dualardan seçtiğim bazı ibareleri çevirmelerini istedim. Çoğu yanlış çeviri yaptı. Bu şunu gösteriyor ki; rahipler Ortodoks duaların bile manasını bilmiyorlar. Bundan dolayı da ben, duaların çevrilmesi görüşünü ortaya attım, insanlar ne söylediklerini bilsinler.

- İslam şahsen size, harici duygularınıza göre ne verdi?

Tevhid inancından yoksun olan insanlardan, gereksiz giysilerden ve korkulardan kurtulduğumu hissettim. Başka bir taraftan da İslam'a girmekle, ben arada hiç bir vasıta olmaksızın Allah ile konuşmak imkanını elde ettim.
Henüz Ortodoks rahibi iken insanların sorunlarla yanıma geldiklerini ve bana, hangi kutsalın önünde mum yakmaları gerektiğini ve hangi aziz aracılığıyla duayı sipariş etmeleri gerektiğini sorduklarını hatırlıyorum. Ben onlara Allah'a yönelmelerini ve O'nunla kendi içlerinden geldiği gibi konuşmalarını tavsiye ediyordum. Onlar ise ellerini sallıyor 'Siz en iyisi hangi kutsala gitmemiz gerektiğini söyleyin', diyorlardı.
Yani Ortodoks geleneğinin önemli insanları kutsallaştırma neticesinde, Allah arkaya itildi. İnsanlar kendilerince ikonları "mucize yaratıcısı" olarak kabul ediyor, mucizelerin peşinden gidiyor, ya da "yardım eden" ateşe doğru gidiyor, "kulağa ait" veya "göze ait" saydıkları "kutsal" kaynaklar arıyorlar. Dolayısıyla da mümkün olan kutsallara dua ediyorlar. Örneğin, neden Naum (um – Rusca akıl demektir) peygambere dua ediyorlar? Çünkü o güya ki, ilim yolunda olanların başlarına "akıl" koyuyor. İnsanlar peygamberin isminin Rusça bu manaya geldiğini bile bilmiyorlar! Bu tür şirkler Ortodokslarda yeterincedir.
Benim önemli olan, bir müslüman olarak, "üçlünün" her hangi birisine ya da kutsallaştırılmış şahsa giderek benim için Allah'a dua etmelerini istemiyorum, kendim bizzat Allah'a yönelebiliyorum. Neden kendim ona yönelmeyeyim? Nasıl olur da Allah beni duymaz, öyle şey olur mu?

- Mükemmellikten uzak olan çağdaş dünyaya İslam'ın neler söylemesi ve vermesi gerekiyor?

Evangeliya'da, İsa (a.s) dünyanın kötülük üzerinde durduğunu söylüyor. Ancak, karşı olanların tüm çabalarına rağmen, biz bu dünyayı daha iyiye, temize, güzelliğe götürmek için çalışmalıyız. Öyle olmalı ki, biz günlük isteklerimiz için yaşamayalım, bizim evlatlarımız, torunlarımız ve onların evlatları da normal bir dünyada yaşayabilsin. Öyle bir dünya ki, orada ne taciz, ne ahlaksızlık, ne de terörizm olsun. Bugün İslam'ı terörizmle aynı manada göstermeye çalışmalarına rağmen, çeşitli ve anlaşılmaz bölünmelerden uzak olan temiz İslam Tevhid'in hakiki yüzünü gösterebilecektir.

- Ancak unutulmaması gerekiyor ki, İslam'ı terorizmle eşdeğer göstermeğe çalışanlar tamamen iki yüzlü olan siyonist ve pro-amerikan propagandistleridir. Gerçek manada terorizm ise İsrail'in bugün Lübnan'da yaptıklarıdır.

Bu çatışmada, muhakkak ki İsrail hatalıdır. Sivil halkın, yaşlıların, kadınların ve çocukların öldürülmesine, hiç bir şeyle hak kazanılamaz. İsrail'in bugün Lübnan'da yaptıkları ve genel olarak tüm tarihi süresi zarfında da yaptıkları terördür. Bunu açık bir şekilde söylüyorum. Filistin halkı kendi toprakları, çocukları ve yaşama hakları için savaşmaktadır.

 

db

Tags : KOCAYUSUF
Category : Not specified | Comments (0) | Write a comment |






DİĞER SİTELERİM
  • HAK YOL İSLAM-1


  • HAK YOL İSLAM-2


  • İSLAM VE HİDAYET-1


  • İSLAM VE HİDAYET-2


  • BALLAR BALINI BULDUM-1


  • BALLAR BALINI BULDUM-2


  • DİNİ ŞİİRLER-1


  • DİNİ ŞİİRLER-2


  • İSLAM VE BİLİM-1


  • İSLAM VE BİLİM-2


  • İSLAM VE SANAT-1


  • İSLAM VE SANAT-2


  • İSLAM VE ÇOCUK-1


  • İSLAM VE ÇOCUK-2


  • YEŞİLAY-SAĞLIK-1


  • YEŞİLAY-SAĞLIK-2


  • YEŞİLAY-SAĞLIK-3


  • GERÇEK TARİH-1


  • GERÇEK TARİH-2


  • GERÇEK TARİH-3


  • PEYGAMBERLER TARİHİ-1


  • PEYGAMBERLER TARİHİ-2


  • İSLAMİ HAYAT-1


  • İSLAMİ HAYAT-2


  • İSLAMİ HAYAT-3


  • İSLAMİ VİDEOLAR-1


  • İSLAMİ VİDEOLAR-2


  • İSLAMİ VİDEOLAR-3


  • İSLAMİ FARKLI VİDEOLAR-4


  • ISLAMIC VIDEOS(İngilizce)


  • SOHBETLER VE VAAZLAR


  • VAAZ DİNLEYİN-1


  • VAAZ DİNLEYİN-2


  • KUR'AN DİNLEYİN-1


  • KUR'AN DİNLEYİN-2


  • İLAHİ SÖZLERİ-1


  • İLAHİ SÖZLERİ-2


  • ARAPÇA KURSU -1


  • ARAPÇA KURSU-2


  • OSMANLICA KURSU-1


  • OSMANLICA KURSU-2


  • EHL-İ BEYT VE SAHABELER-1


  • EHL-İ BEYT VE SAHABELER-2


  • İBRETLİK KISSALAR-1


  • İBRETLİK KISSALAR-2


  • İSLAMİ RESİMLER VE GİFLER


  • İSLAMİ RESİMLER VE E-KARTLAR


  • BULMACALAR-1


  • BULMACALAR-2


  • FARKLI PENCERE-1


  • FARKLI PENCERE-2


  • FARKLI PENCERE-3


  • AVRUPA BİRLİĞİ DOST MU?-1


  • AVRUPA BİRLİĞİ DOST MU?-2


  • AVRUPA BİRLİĞİ DOST MU?-3


  • KOCAYUSUF'UN YAZILARI-1


  • KOCAYUSUF'UN YAZILARI-2


  • KOCAYUSUF'UN YAZILARI-3


  • İSLAMİ DERGİLER-1


  • İSLAMİ DERGİLER-2


  • İSLAMİ DERGİLER-3


  • MERAK EDİLEN İSLAMİ KONULAR-1


  • MERAK EDİLEN İSLAMİ KONULAR-2


  • GARİP VE İLGİNÇ OLAYLAR-1


  • GARİP VE İLGİNÇ OLAYLAR-2


  • İLAHİLER EZGİLER MARŞLAR VE ŞİİRLER-1


  • İLAHİLER EZGİLER MARŞLAR VE ŞİİRLER-2


  • İLAHİLER EZGİLER MARŞLAR VE ŞİİRLER-3


  • EVRİM ALDATMACASI-1


  • EVRİM ALDATMACASI-2


  • KUR'AN-I KERİM MEALİ-1


  • KUR'AN-I KERİM MEALİ-2


  • SARI ÇİÇEK-FORUM



  • TAVSİYE SİTELER
  • MAZLUMLAR VE ZALİMLER-1


  • MAZLUMLAR VE ZALİMLER-2


  • MAZLUMLAR VE ZALİMLER-3


  • MAZLUMLAR VE ZALİMLER-4


  • MAZLUMLAR VE ZALİMLER-5


  • KAVİMLERİN HELAKI-1


  • KAVİMLERİN HELAKI-2


  • KAVİMLERİN HELAKI-3


  • ÇAĞRI FİLMİ


  • İSRAİL ZULMÜ-1


  • İSRAİL ZULMÜ-2


  • Y.MUCİZELER-1


  • Y.MUCİZELER-2


  • İSLAMİ BİLGİLER VE DUALAR-1


  • İSLAMİ BİLGİLER VE DUALAR-2


  • İSLAM VE KADIN-1


  • İSLAM VE KADIN-2


  • İSLAM VE KADIN-3


  • SORULARLA İSLAM-1


  • SORULARLA İSLAM-2


  • SORULARLA İSLAM-3


  • DUALAR-1


  • DUALAR-2


  • DUALAR-3


  • MEZHEBLER TARİHİ-1


  • MEZHEBLER TARİHİ-2


  • VAAZLAR


  • DİNİ MAKALELER


  • ÇEŞİTLİ DİNİ VİDEOLAR


  • İLAHİLER EZGİLER VE ŞİİRLER


  • ESMÂU'L-HUSNA


  • YENİ BOYUT


  • ARKADAŞINA TAVSİYE ET!


     ARKADAŞINA TAVSİYE ET!

    COMPTEUR(SAYAÇLAR)











    Paylaş
    
    | Contact author |