|
|
|
|
|
Articles de cette pageGuantanamo’dan hidayete giden yolSanatçı Erhan Güleryüz,Ramazan atmosferinin insanlık için bir şans olduğunu söylüyor. RİBERY İLE HAMİT'İN UMRE GÖRÜNTÜLERİ Guantanamo’dan hidayete giden yol29/11/2009![]() Guantanamo’dan hidayete giden yol
Guantanamo’da görevliyken, Müslüman olan ABD’li Terry Holdbrooks, hidayete giden süreci anlattı. İşte işkence ettiğinin dinine aşık olup, hidayete eren adamın öyküsü:
“İçinde bulundukları o kötü duruma rağmen hâlâ gülümseyebiliyor, şaka yapabiliyorlardı. Oysa ben dışarıda olmama rağmen, hiç gülümsemiyordum. Benim mutlu olmam gerekirken, onlar benden mutlu görünüyordu. İşkence timleri onlara Hıristiyanlık adına işkence yapıyordu, onlar ise onca işkence ve acıya sabırla karşılık veriyorlardı. Bende olmayan ama onlarda olan mutluluğun inançtan, İslâm’dan kaynaklandığını anladım ve Müslüman oldum. ”
Bu sözler, Guantanamo Üssü’nde bir yıl görev yapan Amerikalı eski asker Terry Holdbrooks ya da yeni ismiyle Mustafa Abdullah’a ait. TÜRK BASININDA SADECE VAKİT’E KONUŞTU İngiltere’deki Müslümanların düzenlediği Ramazan etkinliklerine katılmak için Londra’da bulunan Guantanamo Üssü’nde görev yaparken Müslüman olan Terry Holdbrooks Türk basınında ilk kez ve sadece Vakit’e konuştu. Guantanamo’da görev yaptığı 2003-2004 yılları arasında birçok Müslüman tutukluyla yakın dostluklar kuran Holdbrooks, 590 numaralı Guantanamo tutuklularından ve Amerikalıların “General” ismiyle çağırdığı Ahmed Raşidi’nin (2007 yılında Fas’a teslim edildi ama nerede olduğu konusunda hiçbir bilgi yok) huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu. “ŞÜKÜRLER OLSUN İSLÂM’LA TANIŞTIM” “Guantanamo deyince aklınıza ne geliyor?” sorusuna, “Guantanamo için şunu diyebilirim ki; hayatımın en önemli dönüm noktası orada gerçekleşti ama aynı zamanda en berbat yerlerden biriydi. Hayatımın en berbat yerinde Müslüman oldum. Bu yüzden Guantanamo’nun hem olumlu hem olumsuz olarak, benim için ayrı bir önemi var. Ama artık çok daha mutluyum ve kendimi iyi hissediyorum. Çünkü Allah’a şükürler olsun İslâm’la tanıştım” şeklinde cevaplıyor. “ÖNCEKİ DİNİM MÜZİK VE ALKOLDÜ” “Önceki dininizde mutlu değil miydiniz?” diye sorduğumuzda ise Holdbrooks şöyle diyor: “Daha önce bir dinim yoktu benim. Benim tek dinim müzik ve alkoldü. Mutluluğu alkolle arıyordum. Ama mutlu değildim. Şimdi ise çok iyiyim. Bakın, bizim eğitim sistemimizde İslâm diye bir şey öğretilmiyor. İslâm, Müslüman denilince insanlar kaşlarını çatıyor. İslâm’la ilk kez Guantanamo’da tanıştım ve iyi ki tanıştım. Yoksa hayatım bir hiç olarak devam edecekti.” “ONLARI AYAKTA TUTAN ŞEY İSLÂM” Holdbrooks, İslâm’a geçiş sürecinin çok çabuk bir şekilde olmadığını ve bunun en az altı ay aldığını söylüyor: “Ben hayatımda hep bir şeyleri sorgularım. Eğer bir şeyi yapıyorsam, onun mantıklı bir sebebi olmalı. Guantanamo’ya gönderilirken, Guantanamo’daki tutuklulara nasıl davranmamız gerektiği konusunda propagandaya tabi tutulduk. Ama ben onların bana sunduğu propagandanın hiçbir mantıki sebebini bulamadım. Sonra Guantanamo’ya geldim ve burada tutuklularla çok iyi iletişim kurdum. Tutuklular, içinde bulundukları o kötü duruma rağmen hâlâ gülümseyebiliyor, şaka yapabiliyorlardı. Oysa ben dışarıda olmama rağmen, hiç gülümsemiyordum. Benim mutlu olmam gerekirken, onlar benden mutlu görünüyordu. Sonra, onları mutlu kılan şeyin inançları, İslâm, olduğunu anladım.” “MÜSLÜMAN OLDUĞUMU SÖYLEMEDİM” Holdbrooks’e Müslüman olduğunda bunun Guantanamo’daki üslerince nasıl karşılandığını sorusuna, “Askerden ayrılana kadar ordudan kimseye Müslüman olduğumu söylemedim” diye cevap veriyor. Peki ya ailesi ve akrabaları, tanıdıkları nasıl karşılık verdi: “Benim bir ailem yok ya da görüştüğüm bir akrabam yok. Dolayısıyla tepki olmadı.” Holdbrooks 6 yaşındayken anne ve babası ayrılıyor ve o da büyük babası ile büyük annesinin yanında yaşıyor. “60’ların hippisi” olarak tanımladığı büyükanne ve büyükbabasının dinsel hiçbir şeye sahip olmadıkları için, kendisinin de dini bir yaşantısının olmadığını söylüyor Holdbrooks. “MÜSLÜMAN OLDUKTAN SONRA 6 AY DAHA GUANTANAMO’DA KALDIM” Müslüman olduktan sonra Guantanamo’da 6 ay daha görev yapan Holdbrooks’e Guantanamo’daki durumu soruyoruz: “Guantanamo, dünyanın en kötü yeri. Orada insanlar suçsuz oldukları halde ailelerinden binlerce kilometre uzaklıkta tutuluyor ve işkence yapılıyor. Ama şöyle bir şey de var; Guantanamo’dakilerin çok acı içinde olduğunu düşünseniz bile, oradaki insanlar inançlarından dolayı çok mutlu görünüyorlar. Hep pozitif duruyorlar. Onların bu mutluluğu inançlarından, İslâm’dan kaynaklanıyor.” İBADETLERİNİ NASIL GERÇEKLEŞTİRİYORDU? Holdbrooks, Müslüman olduktan sonra 6 ay daha görev yaptığı Guantanamo’da ibadetlerini nasıl gerçekleştiriyordu? Holdbrooks bu soruyu “Yakında çıkacak kitabımda görürsünüz” diye cevaplıyor. DAHA UCUZ OLAN YEMEN’E TAŞINACAK Terry Holdbrooks, “Bundan sonra ne yapacaksınız, nerede yaşayacaksınız?” sorumuza ise, “2010 yılında Yemen’e taşınmayı planlıyorum” diyor. “Neden Suudi Arabistan değil de Yemen” diye sorduğumuzda ise gülerek şöyle cevap veriyor: “Yemen, Suudi Arabistan’dan daha ucuz. Mesela Yemen’de peynirli bir burgeri 2 birime alıyorsanız, Suudi Arabistan’da bunun fiyatı 6 birim. Dolayısıyla kutsal topraklara yakınlığı hem de ucuzluğu açısından Yemen benim için ideal bir yer olacak.” Amerika’da yaşadığı Arizona’da 30 binin üstünde Müslüman olduğunu söyleyen Holdbrooks, kendisinin yaşadığı bölgede çok az sayıda Müslüman bulunduğunu söylüyor. “Cuma günleri 50 kişi toplanıyoruz. İnşallah sayımız daha artar” diye temennide bulunuyor. Holbrooks’a ordudan ayrıldıktan sonra nasıl geçindiğini soruyoruz: “Ben artık bir yazarım. Yakında kitabım yayınlanacak” diye cevap veriyor. Holdbrooks’un bu ay içerisinde çıkması beklenen ve “Traitor” (İhanetçi) ismi taşıyan 200 sayfanın üstündeki kitabı ilk önce ABD ve İngiltere’de yayınlanacak. Guantanamo’da geçirdiği dönemi anlattığı kitabının basımı için şimdilik 3 bin dolara ihtiyacı olduğunu söylüyor Holdbrooks: “İnşallah bu parayı bulduğumuzda, kitabımı da basmış olacağım. Kitabımda beni İslâm’a götüren süreci ve orada yaşanan işkenceleri anlattım.” Kaynak: Vakit http://www.timeturk.com/Guantanamo%E2%80%99dan-hidayete-giden-yol_89968-haberi.html
Tags : KOCAYUSUF Catégorie : Non spécifié | Commentaires (0) | Ecrire un commentaire |
Sanatçı Erhan Güleryüz,Ramazan atmosferinin insanlık için bir şans olduğunu söylüyor.9/10/2009
Sanatçı Erhan Güleryüz,Ramazan atmosferinin insanlık için bir şans olduğunu söylüyor.
Ramazan’ı müzisyen arkadaşlarıyla birlikte stüdyoda geçiren sanatçı Erhan Güleryüz, yaptıkları müziğin bile bu havadan etkilendiğini söylüyor. Güleryüz, Ramazan atmosferinin insanlık için bir şans olduğunu söylüyor. İlk ne zaman oruç tuttuğunuzu hatırlıyor musunuz? Sanırım 5 yaşlarımda idim. Öğleye kadar tutmuştum. Rahmetli babaannem de vardı. Oruç tutar gibi yapmıştım. Tam gün orucumu 12 yaşımda tuttum. Tam nasıl olduğunu hatırlamıyorum; ama yine böyle sıcak zamana denk gelmişti sanırım. Çok susadığımı biliyorum sadece. Ramazan’ın sizin için mânâsı nedir? Ramazan geldiğinde bir nûrun bütün dünyaya yayıldığını düşünüyorum. İnsanlar diğer 11 ayda vakit bulamadıkları, dikkat etmedikleri birçok şeye Ramazan’da dikkat ediyorlar. Toplumun genelinde bir huzur oluyor. Ramazan ayında bütün yaşadığımız şehirlerde insanların yüzlerine nûr geldiğini, hayatlarında daha huzurlu olduklarını düşünüyorum. Bu huzur kitlesel bir tören gibi. Keşke Ramazan’ın güzelliğini diğer 11 aya alabilsek. Benzeri güzellikleri, benzeri barışıklıkları bir arada yaşayabilsek. Ramazan’ı çocukluğumdan beri çok seviyorum. İlk başta ibadetimizi yerine getiriyoruz, bu yapmamız gereken bir şey zaten. Sağlık itibarıyla da vücudumun dinlendiğini hissediyorum. Oruç tutmak, çalışma temponuzu nasıl etkiliyor? Çalışma tempomuz güzelleşiyor. Ramazan aylarında birkaç iftar programı dışında genelde stüdyoda oluyoruz. Bütün müzisyen arkadaşlarımız ile 20-30 kişi birlikte oluyoruz. İftar, sahur saatlerimizi ona göre ayarlıyoruz. Hem müziğimizi yapıyoruz hem iftarı, sahuru. Bu, çok başka bir şey katıyor yaptığımız müziğe. Etkiliyor müziğimizi. Ramazan’a has âdetleriniz var mı? Ailemle, annemle, kardeşlerimle bir arada mümkün olduğunca iftar yapmaya çalışıyorum. Onun dışında olmazsa olmaz diyebileceğim pek bir şey yok. Sosyal hayatta Ramazan neşesini nasıl gözlemliyorsunuz? Milenyum çağında, 2007’de yaşıyoruz. En süratli bilgi akışının olduğu yıllardayız. İnsanlık çok süratle değişiyor, gelişiyor. Bu, aynı zamanda gerileme anlamına da gelebilir; çünkü silahların teknolojisi yükseliyor, savaşlar artıyor. Bu kadar kaos içerisinde insanların insan gibi birbirlerini sevebilecekleri bir şans ve zaman dilimi Ramazan. Ramazan ayında İslam’ın güzelliği bütün topluma sirayet ediyor, hayatın tamamına yansıyor. 11 ayda çok da kendimize, sağlığımıza, yaşam koşullarımıza dikkat etmiyoruz. Ramazan’da güzel, huzurlu bir disiplin geliyor. İnsanlar kendilerini biraz daha toparlıyor. Keşke diğer aylar da Ramazan’ın modeliyle devam etse; ama öyle olmuyor. Çok yorucu bir zamandan geçiyoruz. Ramazan ve İslam, bu zamanlarda bize ayakta durma gücü ve sabır veriyor. http://www.herice.biz/yazi-3802-erhan_guleryuz:_ramazan,_insanlarin_birbirlerini_insan_gibi_sevebilecekleri_bir_zaman_dilimi.html Tags : KOCAYUSUF Catégorie : Non spécifié | Commentaires (0) | Ecrire un commentaire |
RİBERY İLE HAMİT'İN UMRE GÖRÜNTÜLERİ8/10/2009
Tags : KOCAYUSUF Catégorie : Non spécifié | Commentaires (0) | Ecrire un commentaire |
116 billets | Page 1 de 39 | | Page Suivante |
|
|
Créer un blog | Liens : Fonds d'écran gratuits | Katie Melua | |